KKP’ye göre saf tutulması gereken yer hükümetler değil, emekçi halklardır.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği fiili müdahale ve ülkenin devlet başkanının zor yoluyla alıkonulması, uluslararası hukukun açık ve ağır ihlalidir. Bu eylem, bir ülkenin siyasal iradesine yönelmiş bir saldırı olduğu kadar, halkların kendi kaderini belirleme hakkının da ayaklar altına alınmasıdır.
Bu müdahale ne “demokrasi” söylemiyle gizlenebilir ne de “insani gerekçelerle” meşrulaştırılabilir. Ortada olan şey açıktır: Sermaye çıkarları doğrultusunda hareket eden bir emperyalist gücün, kendisine tabi olmayan bir ülkeyi zorla hizaya getirip kaynaklarına el koyma girişimi.
Ancak bu gerçeği dile getirirken bir başka gerçeği de açıkça ifade ediyoruz. Venezuela, Chavez sonrası dönemde; ekonomik yönetimde, demokratik işleyişte ve toplumsal refahın korunmasında ciddi bir başarısızlık yaşamıştır. Emekçi halk yoksullaşmış, siyasal alan daralmış, yönetimin toplumsal meşruiyeti zayıflamıştır. Bu nedenle savunduğumuz ne belirli bir hükümettir ne de bir kişi. Bizim safımız Venezuela bağımsızlığı ve emekçi halkının safıdır.
Emperyalist müdahaleye karşı çıkmak, halklara baskı uygulayan, yozlaşmış ya da halktan kopmuş yönetimleri aklamak anlamına gelmez. Aksine, emperyalist müdahaleler tam da bu yönetim krizlerinden beslenir, halkların meşru öfkesini dış müdahalelerin bahanesine dönüştürür. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, İran’da yaşananlar bunun en açık örnekleridir: Halkları ezen, yolsuzluğa batmış ya da otoriterleşmiş rejimler, emperyalist yıkımın gerekçesi yapılmış; sonuçta kazanan ne demokrasi ne de halklar olmuştur, kazanan yalnızca emperyalizm olmuştur.
Bugün Venezuela’da yaşanan da aynı zincirin güncel bir halkasıdır. Yönetimlerin hataları, halklara karşı işlenen suçlar, dış müdahalenin meşruiyet zemini haline getirilemez. Emperyalizmin darbeleri yalnızca yıkım, bağımlılık ve kalıcı istikrarsızlık üretmiştir.
Kürt halkı, kendi coğrafyasında bu ikiyüzlü müdahalelerin, kirli pazarlıkların ve “istikrar” adı altında dayatılan felaketlerin sonuçlarını fazlasıyla tecrübe etmiştir. Bugün de statü sahibi iki Kürdistan parçası açık işgal ve tehdit altındadır. Bu yüzden Venezuela halkıyla dayanışmamız, soyut bir ilke değil, tarihsel bir bilinçtir.
Biz Kürdistan Komünist Partisi olarak;
ABD’nin Venezuela’ya yönelik fiili müdahalesini ve devlet başkanını kaçırma eylemini kesin bir dille kınıyoruz.
Uluslararası hukuku hiçe sayan bu saldırganlığa karşı, Venezuela emekçi halkının onurlu, bağımsız ve sömürüsüz bir gelecek mücadelesinin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz.
Halkların kurtuluşu ne emperyalist bombalardadır ne de halktan kopmuş iktidarlardadır. Kurtuluş, emekçilerin kendi iradesindedir.
04.01.2026
Kürdistan Komünist Partisi – KKP