Qadi Muhammed ve Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin tarihsel mirası
Qadi Muhammed ve yoldaşları tarafından 22 Ocak 1946’da Mahabad’ın Çarçıra Meydanı’nda ilan edilen Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin 80. yılında; bu tarihsel kazanımı, onu yaratan halk iradesini ve bedel ödeyen tüm devrimci öncüleri saygıyla anıyoruz.
Mahabad Kürt Cumhuriyeti, Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkının tarihsel bir ifadesidir. Mahabad, yalnızca bir anı değil; bugün de süren özgürlük mücadelemizin tarihsel hafızasıdır.
Mahabad Kürt Cumhuriyeti, kuruluşundan kısa süre sonra halkçı ve ilerici bir yönetim anlayışıyla kurumsallaşma yönünde önemli adımlar atmıştır. Modern bir ordunun temellerinin atılması, idari ve yönetsel yapıların oluşturulması, mahkemelerin kurulması, vergi ve hazine sisteminin hayata geçirilmesi, sağlık ve eğitim alanında düzenlemeler yapılması, eğitimde Kürt dilinin esas alınması, kadınların toplumsal yaşama katılımının sağlanması; Kürdistan Bayrağı’nın resmi bayrak olarak kabul edilmesi ve “Ey Reqîb”in ulusal marş ilan edilmesi bu kazanımların başlıcalarıdır.
Ancak Mahabad deneyimi, aynı zamanda emperyalist güçlerin çıkarları uğruna halkların kazanımlarını nasıl kolaylıkla feda edebildiğinin açık bir örneğidir. Sovyetler Birliği’nin Batı bloğunun baskısı altında İran’la yaptığı anlaşma sonucunda 9 Mayıs 1946’da İran’dan çekilmesi, Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni askeri ve siyasi olarak yalnız bırakmış; İran devletinin saldırıları sonucunda cumhuriyet 17 Aralık 1946’da yıkılmıştır.
Bugün Kürt halkı benzer bir tarihsel sınavı Rojava’da yaşamaktadır. Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt halkının öncülüğünde, bölgenin Arap, Süryani, Ermeni ve diğer halklarıyla birlikte inşa edilen fiili demokratik statü; Mahabad’da olduğu gibi, egemen devlet aklının ve emperyalist çıkar hesaplarının hedefindedir. Rojava’da geliştirilen öz yönetim modeli; halk meclislerine dayalı yönetimi, kadın özgürlüğünü esas alan toplumsal dönüşümü, laikliği ve halkların eşitliğini savunan yapısıyla yalnızca Kürt halkı için değil, tüm bölge açısından ilerici bir alternatif oluşturmuştur.
Şam yönetiminin bugün Rojava’ya dönük barbarca saldırıları; bu demokratik ve halkçı kazanımları tasfiye etmeyi, merkezi ulus-devlet zoruyla halkların iradesini ezmeyi amaçlamaktadır. Bu saldırılar, yalnızca askeri bir operasyon değil; Rojava’da ortaya çıkan özgürlükçü toplumsal modelin boğulmak istenmesidir. Dün Mahabad, büyük güçler arasındaki pazarlıkların kurbanı edilmişti; bugün Rojava, emperyalist güçlerin taktik ittifakları ve bölgesel devletlerin şovenist çıkarları arasında benzer bir kuşatma altındadır.
Mahabad’dan çıkarılan en önemli ders şudur: Kürt halkının özgürlük mücadelesi, hiçbir küresel gücün geçici desteğine yaslanarak kalıcı hale gelemez. Rojava’da kazanılan mevzilerin korunması ve derinleştirilmesi; halkların örgütlü gücüne, sınıfsal sömürüye karşı mücadeleye ve enternasyonalist dayanışmanın güçlendirilmesine bağlıdır.
Kürdistan Komünist Partisi olarak; Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin tarihsel mirasının bugün Rojava’da yaşamaya devam ettiğini vurguluyoruz. Qadi Muhammed’in idam sehpasındaki onurlu duruşu ile Rojava’da direnen halkların iradesi aynı tarihsel hattın parçalarıdır. Mahabad’ın yenilgisi unutulmadı; Rojava’nın yalnız bırakılmasına izin vermemeliyiz.
Mahabad yaşıyor, Rojava direniyor!
Kürt halkının kaderini tayin hakkı engellenemez!
22.01.2026
Kürdistan Komünist Partisi – KKP