
Bugün 16 Mart 1988’de gerçekleştirilen Halepçe Soykırımı’nın 38. yıldönümü.
Halepçe’de kimyasal gazlarla katledilen binlerce insanımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, yaşamını yitirenleri derin bir hüzün ve öfkeyle anıyoruz. Bu kara günde halkımızın acısını bir kez daha paylaşıyor, tüm Kürdistan halklarına başsağlığı diliyoruz.
Halepçe, Kürt halkının tarihinde kapanmayan bir yaradır.
Irkçı BAAS rejiminin “Enfal Harekâtı” adı altında yürüttüğü soykırım politikasının en trajik halkalarından biri olan Halepçe’de, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce insanımız kimyasal silahlarla katledildi. Bu saldırı yalnızca bir katliam değil; Kürt halkını kendi topraklarından söküp atmayı hedefleyen planlı bir soykırım girişimiydi.
1986-1988 yılları arasında yürütülen Enfal saldırılarında binlerce köy yakılıp yıkıldı, yüz binlerce insan sürgün edildi ve on binlerce insan katledildi. Halepçe’de kullanılan kimyasal silahlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.
Bu soykırımın doğrudan sorumlusu BAAS rejimi ve diktatör Saddam Hüseyin’dir. Ancak bu suç yalnızca BAAS rejiminin değil; o gün bu katliama sessiz kalan, kimyasal silahların kullanılmasına göz yuman uluslararası güçlerin de sorumluluğudur. Halepçe, aynı zamanda dünya sisteminin Kürt halkını nasıl “sahipsiz” bıraktığının da sembolüdür.
Aradan geçen yıllara rağmen Kürt halkına dönük inkâr ve imha politikaları sona ermiş değildir. Rojava’da, Başûr’da, Rojhilat’ta ve Bakur’da Kürt halkının kazanımlarına dönük saldırılar bunun açık göstergesidir.
Daha birkaç ay önce Rojava Kürtlerine dönük Türkiye destekli Şam yönetiminin saldırıları, Halepçe benzeri katliamların yeniden sahnelenmesi tehlikesini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak bu kez Kürt halkı ve dostları Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyanın birçok yerinde güçlü bir dayanışma göstererek bu saldırılara karşı durmuştur.
Rojava için dört parçada ortaya çıkan ortak tutum ve dayanışma ruhu son derece değerlidir. Bu süreçte yükselen “Rojava, Rojhilat, Kurdistan Yek Welat e” şiarı, Kürt halkının ortak kaderini ve birlik ihtiyacını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bugün bölgede yaşanan gelişmeler de Kürt halkını doğrudan etkilemektedir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş ortamı özellikle Rojhilat ve Başûr Kürdistanı’nı etkilemektedir. Bu süreçte Kürt halkının demokratik taleplerini daha güçlü dile getirmesi büyük önem taşımaktadır.
Kürtlerin ortak talebi; İran’da demokrasi, Rojhilat Kürdistanı’nda özerklik olmalıdır.
KKP olarak Rojhilatlı Kürt partileri arasında gelişen birlik çabalarını önemli ve tarihsel bir adım olarak görüyoruz. Bu birlik girişiminin güçlendirilmesi ve kalıcı hale gelmesi gerektiğine inanıyoruz.
Halepçe’yi anmak yalnızca geçmişin acılarını hatırlamak değildir. Halepçe’yi anmak; Kürt halkının bir daha böyle katliamlar yaşamaması için ulusal birlik ve özgürlük mücadelesini büyütmek demektir.
Dört parçada faaliyet yürüten tüm Kürdistani siyasi güçleri dar parti çıkarlarını bir kenara bırakarak ulusal birlik doğrultusunda sorumluluk almaya çağırıyoruz.
Halepçe’de yaşamını yitirenleri bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Halepçe’yi unutmadık, unutmayacağız!
Soykırımı lanetliyoruz!
Kürdistan Komünist Partisi – KKP
16 Mart 2026





